top of page
Law_edited.jpg
Karagül ve Yıldırım Hukuki Danışmanlık
  • Whatsapp
  • Instagram
  • LinkedIn

Sattığım Malın Parasını Alamıyorum: Faturayı Vergi Dairesine Bildiren Şirket "Mali Almadım" Diyebilir Mi?

18 Eyl
5 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 13 Eki

1. Sattığım malların faturasını kestim ama karşı taraf parasını ödemiyor, ne yapmalıyım?

Cevap: Ödenmeyen faturalarınız için borçlu aleyhine doğrudan icra takibi başlatabilirsiniz. Borçlu şirket takibe itiraz ederse, itirazın kaldırılması ve alacağınızın tahsili için mahkemede "itirazın iptali davası" açmanız gerekir.


2. Karşı taraf "Faturadaki malları ben teslim almadım" derse mahkeme neye bakar?

Cevap: Mahkeme ilk olarak taraflar arasındaki ticari ilişkiye, faturaların ticari defterlere işlenip işlenmediğine ve Vergi Dairesi kayıtlarına bakar. Eğer karşı taraf bu faturaları vergi dairesine bildirmişse (Ba formu ile), malı teslim aldığını kabul etmiş sayılır.


3. Faturalarda karşı tarafın imzası (teslim tesellüm imzası) yoksa alacağımı tahsil edebilir miyim?

Cevap: Evet, tahsil edebilirsiniz. Faturanın üzerinde alıcının imzası bulunmasa bile, alıcı şirket bu faturayı kendi muhasebe kayıtlarına işlemişse ve vergi dairesine bildirdiyse, malların teslim edildiği hukuken kabul edilir.


4. Borçlu şirket muhasebe/ticari defterlerini mahkemeye ve bilirkişiye sunmazsa ne olur?

Cevap: Mahkeme taraflara defterlerini sunması için ihtar gönderir. Borçlu şirket mazeretsiz olarak ticari defterlerini mahkemeye sunmaktan kaçınırsa, mahkeme alacaklı tarafın ticari defterlerini ve vergi dairesi kayıtlarını esas alarak karar verir. Defter saklamak borçlunun aleyhine sonuç doğurur.


5. Ba/Bs Formu nedir ve davada nasıl delil olur?

Cevap: Ba/Bs formları, şirketlerin vergi dairesine yaptığı mal alım ve satım bildirimleridir. Borçlu şirket, size ait faturayı kendi Ba formuna (mal alım bildirimi) yazıp vergi dairesine bildirdiyse, bu durum malı eksiksiz teslim aldığının güçlü bir kanıtı (karine) kabul edilir. "Malı almadım" diyen borçlu bunu somut delillerle ispatlamak zorunda kalır.


6. Haksız yere icra takibine itiraz eden borçludan ek tazminat istenebilir mi?

Cevap: Evet. Faturaya dayalı borçlar net ve hesaplanabilir (likit) alacaklar olduğu için, borçlunun sırf takibi durdurmak amacıyla haksız yere yaptığı itirazlarda mahkeme borçluyu en az %20 icra inkar tazminatı ödemeye mahkûm eder.


7. Şirket "O malı ben değil, taşeronum/yüklenicim kullandı" diyerek ödemeden kaçınabilir mi?

Cevap: Hayır. Faturalar doğrudan o şirket adına düzenlenmişse, şirket faturayı kendi defterlerine işleyip vergi dairesine bildirdiyse, üçüncü kişilerle (taşeron veya yüklenici firma ile) yaptığı iç sözleşmeler sattığınız malın bedelini ödememe gerekçesi olamaz.


8. Faturalı alacaklarda faiz istenebilir mi? Hangi faiz türü uygulanır?

Cevap: İki taraf da şirket/tacir olduğu için ticari iş niteliğindedir. Bu nedenle borcun ödenmediği tarihten veya icra takibi tarihinden itibaren avans faizi (ticari işlerde uygulanan faiz) talep edebilirsiniz.


9. Borçlu şirket yerel mahkemenin kararına itiraz ederse süreç nasıl işler?

Cevap: Borçlu şirket önce Bölge Adliye Mahkemesine (İstinaf), ardından Yargıtay'a başvurabilir. Ancak Vergi Dairesi kayıtları ve ticari defter incelemeleri aleyhine ise üst mahkemeler (Yargıtay) yerel mahkemenin alacaklı lehine verdiği kararı onaylar.


10. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin bu karardaki net mesajı nedir?

Cevap: Yargıtay; kestiğiniz faturayı kendi vergi dairesine bildiren ve mahkemeden ticari defterlerini gizleyen borçlu şirketin "Malı teslim almadım" savunmasını geçersiz saymaktadır. Vergi dairesi bildirimi malın teslim edildiğine kesin delil oluşturur ve alacaklı davayı kazanır.


-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------


BU YAZI VE SORU-CEVAPLAR GENEL BİLGİLENDİRME AMACIYLA HAZIRLANMIŞ OLUP HUKUKİ DANIŞMANLIK NİTELİĞİ TAŞIMAZ. MEVZUAT DEĞİŞİKLİKLERİ VE YARGI UYGULAMASINDAKİ FARKLILIKLAR NEDENİYLE İÇERİK GÜNCELLİĞİNİ YİTİREBİLİR. SOMUT OLAYINIZA İLİŞKİN HUKUKİ DEĞERLENDİRME İÇİN İLETİŞİM NUMARASI SAYFADA YER ALAN AVUKATLA İRTİBATA GEÇEBİLİRSİNİZ. YUKARIDAKİ SORU-CEVAPLARA İLİŞKİN EMSAL MAHKEME KARARI AŞAĞIDA YER ALMAKTADIR.


-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------


11. Hukuk Dairesi         2025/5186 E.  ,  2026/2082 K.


"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43.Hukuk DairesiSAYISI : 2022/119 Esas, 2025/892 KararHÜKÜM : Esastan retİLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 21.Asliye Ticaret MahkemesiSAYISI : 2020/701 E., 2021/833 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:KARARI. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya muhtelif tarihlerde mal sattığını, faturalarda belirtilen malların davalıya teslim edilmesine rağmen fatura bedelleri müvekkiline ödenmediğinden icra takibine geçildiğini, davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek davalının İstanbul 13. İcra Müdürlüğü'nün 2016/28701 E. sayılı dosyasına yapmış olduğu 87.227,86 TL'lik itirazın iptalini ve takibin devamını, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan alınarak müvekkiline verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; hak düşürücü süre, zamanaşımı, yetkisizlik itirazında bulunmuş, faturalara konu ürünlerin kendisi tarafından değil, dava dışı ...ve Yatırımı Ticaret A.Ş. ile imzalanan 22.03.2016 tarihli yüklenici sözleşmesi kapsamında dava dışı şirket tarafından kullanıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ile davalı arasında süregelen bir ticari ilişki bulunduğu, davalının yasal sonuçları ihtar edilmesine karşın mazeretsiz olarak ticari defterlerini incelemeye sunmaktan kaçındığı, davacı defterlerine göre ise davacının icra takibinde talep edilen asıl alacak kadar davalıdan alacaklı olduğu, takibe konu edilen faturaların bir kısımının imza karşılığı tebliğ edildiği bir kısmında ise imza bulunmadığı, davalı kaçınmasına karşın celp edilen BA/BS formlarının incelenmesinden ise kayıtların birbirini doğruladığı ve tüm faturaların davalı yanca ticari defterlerine işlendiği, bilirkişi raporuna göre davalının dava dışı şirket ile sözleşmesinin fesih edildiği tarihten sonra davacı yanca tanzim edilen fatura bulunmadığı, faturaların sözleşme ilişkisi içinde düzenlendiğinin tespit edildiği, Vergi Dairesinin yazısına göre takibe konu faturanın davalı tarafça beyan edildiği dikkate alındığında bu husus teslime karine teşkil ettiğinden aksi yöndeki iddiayı ispat yükünün davalı tarafta bulunduğu ancak davalı tarafından aksi yöndeki savunmasını ispata yarar delil sunulmadığı, bu durumda davacının icra takibinde belirtilen asıl alacak tutarı kadar davalıdan alacaklı olduğu, tarafların tacir oluşu dikkate alınarak takipte talep edilen faiz oranı da yerinde olduğu, alacağın likit ve hesaplanabilir olduğu, davalı/borçlunun itirazlarında haksız olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile itirazın kısmen iptaline, takibin 87.227,86 TL asıl alacak üzerinden bu alacağa takip tarihinden itibaren takip talebinde belirtilen faiz oranları ve şartları uygulanmak suretiyle devamına, hükmolunan alacağın %20'si nispetinde hesaplanan 17.445,57 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 2016 yılında davacı tarafından düzenlenen ve Vergi Dairesine bildirilen faturaların, davalı tarafça Vergi Dairesine verilen BA formunda bildirilmiş olması ve bildirilen miktarın takibe konu alacak tutarının üstünde olması karşısında, fatura içeriği malların davalıya teslim edildiğinin kabulü gerektiği, davalı tarafça Vergi Dairesine BA formları ile mal alışlarına ilişkin bildirim yapıldığı gözetildiğinde, mal teslim edilmediğini ispat yükü üzerinde olan ancak yasal ihtara rağmen ticari defter ve kayıtlarını sunmadığı gibi başkaca kesin delil de ibraz etmeyen davalının savunmasını ispat edemediği, bu nedenle mahkemece takibe konu faturalara dayalı asıl alacak tutarı olan 87.227,86 TL yönünden davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, ayrıca eldeki davanın yalnız asıl alacak hakkında açıldığı ve mahkemece işlemiş faiz konusunda hüküm tesis edilmediği gözetildiğinde davalının bu konudaki itirazının yerinde olmadığı, yine tarafların tacir olması ve işin ticari iş niteliğinde olmasına göre takip talebinde belirtildiği gibi asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi talep edilmesi yerinde olup mahkemece takibin 87.227,86 TL asıl alacak üzerinden bu alacağa takip tarihinden itibaren takip talebinde belirtilen faiz oranları ve şartları uygulanmak suretiyle devamına karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, dolayısıyla İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.V. TEMYİZA. Dava ve Hukuki NitelendirmeDava, faturadan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.B. Değerlendirme ve GerekçeYapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 16.04.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

 
 

Son Yazılar

Hepsini Gör
pexels-ekaterina-bolovtsova-6077099.jpg
İletişim

İletişim

Adres

Atatürk Mahallesi, Spor Sokak, No:8/1, 35750 Ödemiş/İzmir

İletişim

  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn
  • Instagram

Çalışma Saatleri

Hafta İçi

08:30 – 18:00

Cumartesi

Pazar

09:30 – 15:00

Kapalı

© 2026 by KARAGULYILDIRIM. Powered and secured by MOTIVO.

© 2026 by YILDIRIM & KARAGUL HUKUK. Powered and secured by MOTIVO

bottom of page